Zerafetine eyvallah bu gece, pek bi aşağılıksın. Pileli eteğin, siyah pabuçların, kırmızı ruj ve tek başına yalnızlığa bırakılmış bir atkı. Girer girmez etrafı saran kokusu ve sadece soyunmasını bekleyen ben. Her yaklaştığında içimden bir şeyler kopuyordu, alkolün etkisi bacaklarımı titretiyordu. Geçmiş zamanları unutmaya yüz tutmuştum. Dışarısı kadar kirlenmemişti zerreleri, her neyse bunu da unutmalıydım biliyordum. Birer bira daha açıyorduk, daha fazla uyuşmak daha fazla sevişmekti. Sarılmak isteğini geri tepiyordum, sarılmayı defalarca ve defalarca denedim. Kök söktürüyordu bedenime bürünmüş nefret. Saatler ilerliyordu ben kalçalarına bakarken o sadece birasını yudumluyordu. Uzat gecemi dedim, ama uzatırken de tüm pisliğinle kirlettiğin duygularımı sök. Sadece soyun, konuşmadan incitmeden..
Söndür bu gece yaktığın insanoğlunu, söndür ve göster inceliklerini.. Yavaşça çıkar üzerindekileri bir çarşaf gibi geçir beni bedenine. Yırtmadan, ince ince işle dudaklarından kirli vücut hatlarına. Argolar boşalıyordu bir yandan, ettiğin küfürler onu bana yaklaştırıyordu. Devam et sevgilim, bilirsin ben sarhoş kadınları severim. Daha kuduz köpekler gibi sevişicez seninle. Dökül yavaş yavaş yosunlu ayaklarıma, baştan çıkarıcı tüm fonksiyonel organlarını kullan. ısıt beni üşüdüklerimizi hatırlatan bir soğuk var dışarıda. Birkaç çirkin şarkı fısıldıyordu, her kelimesinde ruhlarımızdan eksik olmayanlar adına tahrik çabasındalardı. Yavaş yavaş boşalıyordum kadınlığıma. Damağımda ki ekşi tat ve utanarak uzanışım..
Hiç kaybolmayanlar, bedenime tükürüyordu.

Bahaneler uydurmalıydım tanrılara, olur ya buradaysan gerçekten..

Mert Caner

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınızı bekliyorum!