Uzun bekleyişler ardından mesafelere haddini bildirmiştim. 
Ne de olsa seni bekleyen biri varken, hayatı sessizce yaşayabilirdim.
Josiane ile yeniden aynı havayı ısırmak, bir nebze ciğerlerime dolması gibiydi..
Güneşe kör olduğumuz saatlerde, iliklerime kadar vücudumu yırtan özlem.
Ağır adımlarla huzuru bulmaya yelteniyordu aradıklarımız.
Ne kadar eksik olabilirdik ki ?
Kadınlığım, artık bir tanrının esiri olmaya mahkum.. Aniden huzurunda buldum kendimi, kaldırımlarda ki adımlarımız adına şehir fazlaca sessizleşiyordu.
Kıvrımlı yürüyüşünde ki mutluluk, mesafelerin gölgesinde kaybolan tüm zamanları silmeye adamıştı.. Esrarengiz vücudu ile birleşen duygularım, gece iyice kararırken tüm iliklerime kadar işliyordu. Benliğimi sarsan topuk sesleri; her kadını seksi yapabilirdi ama bazı kadınları kutsal kılıyordu. Gece ilerlerken sokakların sessizliğinden adeta gürültülü bir facianın eşiğine sürükleniyorduk. Evin merdivenlerinden usulca sessizliğe çıkıyorduk, tüm ağırlıkların içinde sadece biz vardık.
Ne büyük bir duygu, yarın için yaşayan kadının huzuruna erişmek.
Tüm birikmişliklerim boşalıyordu, ölü bir rüya sanki.
Omuzları arazi gibi devleşiyordu bedenimde, nefesini işittiğim anlarda.
Daha fazla hissediyordum, emin olmaya çalışıyordu.
Ansızın sıyrıldı hayatımdan, ucuz bir numara çevirdi bedenimin inleyişinde..
Şimdi aramızda eksik olanı biliyordum, tabiatımız fazlaca kalabalıktı..
Aklımız kaçıyor değil mi ?
Kim bilir hangi limanda ya da hangi sükunete yol aldı..
Düşlerime hâla çok yakınım, bunu biliyorum..
Venüsün sınırlarında, kalabalık olmayan bir tabiata yaklaşırken.
Topraklarına beni kabul et, tanrının kadını Josiane..

Mert Caner

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınızı bekliyorum!