Kalabalık bir romana hapsolmuştu gece. Yaşadığım her güç, beni biraz daha itiyordu hayatın sonuna doğru.
Kaldırımları ağır ağır aşındırırken, hafif tenli otele adımı attım. 
Merdivenlere yanaştığım vakit, kokusuyla yanımdan sıyrılan Lisa alt etmişti zihnimi. 
Gözlerimle selamladım bacaklarını. Uzun topukluları, ten rengi çorabı ile vücut hatları adeta tanrısal bir faktördü. 
Sarı, ince ve uzun saçları, siyah elbisenin sırt dekoltesini gizlemekle görevliydi. Kendini gecenin sonuna saklıyor gibi hali vardı.
Ve yeniden arkamı dönüp merdivenleri tercih ettim. 
Farklı duruşunun altında asla anlayamayacağım hissiyatlı bir kadın yatıyordu.
Usulca kendimi 108 numaralı otel odasına bıraktım, ağrılı düşleri yarattığım oda..
Güzel bir duşa ihtiyacım vardı, fazlaca şehir kokuyordum.
Arınan bedenimi yatağımın baş ucuna bırakırken, çocuklarımı topladığım çekmecemin açık olduğunu gördüm.
Neyse ki sadece karıştırılmış ve kendine ait olan cümlelerimi kırıştırmıştı Lisa.
Kapının önünde ki tıkırtılar işitirkerken. Kapının aralanıp, ufak bir kağıt parçasının yere düşüşünü izledim.
İçeri sinen kokudan anlamıştım kimliğini, kağıtta; "-Köşe başında ki barda, en arka masada oturacağı ve düzüşmek için yer aradığı" yazıyordu.
İnsanoğlu veyahut ürkek insanoğlunun yaşantısı midemi bulandırıyordu.
Hafif bedenime kostümümü geçirdim ve kendimi bıraktım dışarıya. Biraz hava almalıydım, eğer çok istiyorsa beklemeliydi beni.
Karşı koyamıyordum, tüm çirkinliklerine rağmen, iliklerime kadar işlemişti.
Bara doğru ilerlemeye başladım, heyecan değildi sadece arzularımdan atıyordu bedenim.
İçerideydim, Lisa ışıl ışıl parlayan kadınlığının çekiciliği altında toplamıştı ilgiyi.
Ağırdan masasına iliştim, bir bira söyledim kendime.
Fazlaca konuşmamalıydık, sonrasında sadece susuyor ve sevişiyorduk.
Hissiyatlı bir şekilde gözlerime bakıyordu kahkahalarının arkasında, duygusal hisler kaybolmalıydı.
Masadan kalktı ve "-yürü orospu çocuğu, seni seviyorum !" ve "-gidiyoruz." kelimelerini yüksek sesle vurgulamaya başladı.
Ağzımı açmama kalmadan, bar taburesini ittirdi ve bir kere daha küfür etmeye başladı.
"Böylesine küfürler, bir kadına nasıl bu kadar yakışabilirdi.."
Kendimi bırakıyordum hatlarına, topuk sesleri tahrik çabasındaydı.
Gecenin aydınlığı renk verirken saçlarına, sokak lambasının altında öpüyordu dudaklarımı.
Beni sevdiğini söylüyordu, saatlerce kuduz köpekler gibi sevişmek isteyen bir adama küfür gibi geliyordu.
İlişirken tüm organlarına dedim ki; "Biz sadece bir kurgunun karakterleriyiz, sakın bana aşık olma.."
Otel, aşikârdı beraber girişlerimize. Tanıdığım merdivenlerden odaya sarılıyorduk.
İçeri girdiğimizde tek bir viski vardı ve Lisa viskime limon olacaktı adeta.
Fazla konuşmadık, usulca oturdu ve yeniden küfür etmeye başladı.
"Seni orospu çocuğu, gözümde büyütüyorum. Sen para etmez bir pezevenksin..!!"
Farklı bir ilişkimiz vardı, yine de karşı koyamıyordum.
Lisa kendine doğru çekti ve dedi ki;
-Yazılarını beğeniyorum.
-Ben seni hiç beğenmiyorum !
-Desene aynı düşünüyoruz.
-Hayır, sadece karşılıklı olarak sevişiyoruz..
Kendime engel olmalıydım, çok güzel bir kadındı ve tanrı varsa sadece o olmalıydı..
Arkada "Valse de Melody" çalıyordu. Damağımda biraz daha tadı güzelleşiyordu Lisa'nın.
Ruhumuzu okşayan tek bir şarkı, sabahı görmemize yeterli olabilirdi..
Arzularımın yerini garip bir heyecan sarıyordu. Böyle bir kadın var mıydı, yoksa sadece kafamın içinde mi yaratıyordum tüm çirkinliği..
Nefesini hissetmeye başladığım saatler, Troya'nın etkisinde örttüğüm tüm kirli bedenlerden biri olduğunu biliyordu.
Yüz tutmuşluklar arasından nasıl sıyrılabilirdim ki, yetiyorduk sanırım kendi kendimize..
Benden daha renkli geceleri hakediyordu, böylesine alımlı ve ağır bir kadın..
Sıvı bir gökyüzü sarıyordu dudaklarımı, niyetimi kimse bilmiyordu.
İçini görmek istiyordum, tüm birikmişliklerini..
Tanrı ona sadece cenneti vaat ediyordu, ben ise tanrıdan çok daha fazlasını vaat ettim.
Kıvrımlarının üzerine hayatın tüm acısı çökmüştü. Titriyordu insanlığım, karşısında; o'na karşı kapılırken.
Geceyi kapatırken bağırışlarımızdan sağ çıkabilmiştik, gün ağarırken farklı vücutlarda kendimizi bulmamız gibi..


Mert Caner

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınızı bekliyorum!