Yorgun kalkan bir sabahın güneşine sarılırken, ağlamaklı bir nabız tutuyorum hayata.. 
Bir apartmanın üçüncü katında sızıyorum sevgiye..
Soluduğum şehir, aniden kök salan bir beden olur raksıma..
Uzun bir yolculuğa adımlarımı atarken, boğazın ikiye ayrılışı kadar naif ve kırılgan..
Dolanırken saçaklarına kadar, ağırdan bir duruş..
Sessizce gider, hafif bedenli Osmanbey Metrosu..
Bilinmez; Karadeniz oldu iklimim..
Omzunu açma kadın, yüksekteyim bu gece..
Hüznün ağırken İstanbul'u sakın ağlatma; öyle kırılgandır ki bu Karaköy, vapurun sesine ağlar olursun..
Yastığımda saçların, yastığımda saçların saklanırken, tükendiğimizle kalırız..
Verandası eskimiş bir hayatın izlerini taşıyordu son demlerimiz, kirlendik..
Sen ki, nefretime sarıldığın gün dokunamadın..
Omzunu açma kadın, yüksekteyim bu gece..
Yozlaşmaya yüz tutmuş kadehimi bırakıyorum masaya.
Acı dolar ciğerlerime, tutamam..

En dayanıksız yerimden, en büyük cinayetin ortasında öpüyor usulca..
Omzunu açma kadın, yüksekteyim bu gece..

Mert Caner

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınızı bekliyorum!