İlk kez sigara yakarcasına bir şehri yaktık dalgalar boyunca.. 

Bir sahil kasabasında buldum yüzüme düşen parmak uçlarını..
Titriyorduk sabaha karşı, sarılmıştık bir sessizlik uğruna..
Yorgan altında şehirden uzaklaşmayı, okyanusun sırtına yaslanıp uyumak istiyorum seninle..

Orta çağın bütün bahçelerinde koşarken,
Katolik kilisesinde diz çöken bir protestanın temizliğinde..
Buhranlı bir akşamda Paris'in ara sokaklarında dans etmek, delicesine..
Seninle kaçamadığımız, açamadığımız imkânsızlıkları omuzladık.
ondört martı boyunca denizde, bizden başka hiçbir toprak yeşermemişti..

En kısa çakmak mesafesinde terlemek, uyanmak ve aç kalmak..
Sarmalandığımız banyoda, duş arasında kusursuz bir infilak..

Saçlarından sırtına damlayan her ter damlası dilime düşerken,
Anaforunda ilk kez koşmaya başlayan bir çocuğun şaşkınlığı..
Sen gibi bir kadın, imla hatasız bir Aşk!

Tüm renklerin beyaza bulandığı bir yakanın altına giriyoruz beraber..
Metrelerce aşağı, bulutları ve geçmişimizi arkamızda bırakarak..
Aynı geceye ait olurken, göğsümde tadın..
Ellerin gözlerinde aynaya her baktığımda bir Venüs gibi içine saplanıyorum..
Yüzüne yansıyan Kudüs..

Kutsal topraklara adım atmak için yıllarca beklerken,
attığı her adımı yıllarca düşünebiliyor insan..

Sen ki içimdeki tek peygamber,
İsa'nın soylu fahişelerine cenneti yeniden sunuyoruz..
Her sabah başka bir ülkede..
Ritmimize raks eden şah damarın, tüm gerçekliğin duası..

Mert Caner

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumlarınızı bekliyorum!