Hakkımda





Karanlıktan Konuşan Tabu Düşmanı Kaptan
Mert Caner.. Mert Caner.. Mert Caner.. Kimdi bu Okan Bayülgen'in takip ediyorum dediği, twitterda twitlediği, sosyal medyada geniş bi kitle tarafından takip edilen yazar allah aşkına?

Zamanında Bukowskiyle tanışıklığıma benzemişti onla karşılaşmam ilk anda vuran dipten. Ancak bu kez aynı zamanı paylaşabildiğim bi dehaydı. Ve ben bile bilmiyordum bu takip nereye varacak ilk okumaya başladığımda. Unutulası diil. Sosyal medyada Kadınlar Günü.Bi paylaşımına rastlarım ve ilginç gelir tıklarım. Bir kadın bedeni.. Çıplak ama cinsel organ yok. Namı diğer vajinası dümdüz kapalı. Peki ya satırlar? 

KADIN;
-cinsel bir obje
-kapitalizme meta
-seks kölesi
-üreme makinesi
-kimsenin namusu
DEĞİLDİR !

!!!
Kalakalıyorum. Kim bu? 

Linke tıklayıp ana sayfaya geçiyorum. "Felaket Tellalı Kırmızı Vosvos"

Felaket Tellalı Kırmızı Vosvos..

Bu ülkede kadınım. Bu gezegende kadınım. Bu ülkede dul bir kadın oldum geçtiğimiz yıl. Bu ülkede iki ergen annesiyim ve sanırım haddinden fazla tantana görmüş bi yürek olmalıyım ki; Mert'in lisanı münasiple teşbihte kusur olmaz, yanmalardan gelen satırları beni ilk anda bağladı, salladı, sarstı ve evet çok da hayran bıraktı. 

Dili yönlendirme, yönetme ve uygulama hatta yaratma biçimi ile ilgili daha kapsamlı ve detaylı bi denemem daha sonra yayımlanacak olup benim bugün burda bahsetmek istediğim aslında bakarsanız yazarın dünyaya bakışıdır. 

Pekala başa dönmek zorundayız lanet olsun. Yazarla tanıştığım gün yani Kadınlar Günü telefondan sosyal medyaya bağlanmışım, mor bi battaniye altında hayatıma, sancılarıma varolamayanlarıma ağlamaktayım. Bi cevap beklemeksizin, şiirler çok güzel geç keşfetmişim tebrikler minvalinde bişeyler yazdım. Dediğim gibi daha sonra bu kadar takip etme niyetinde değilim o sıralar tabi bide malumunuz ağlama durumları.. Yazardan cevap geldi gayet resmi ve profesyonel teşekkürler beğendiğinize sevindim vs.. Taramaya devam ettim sayfayı.. Ama telden hayli zorlanıyorum sanırım 35 yaşlarında olmalı bu kadar olgun ve usta yorumcu kanaatindeyim. Kelimeler adeta ona ait, sahibi onların. Daha önce sanki o kelimeler hiç duyulmamış onun dizelerinde yan yana geldiğinde anlamlarını bulmuşlar. Dili kullanmıyor adeta o. Yaratmış. Ve yaratmaya devam da devam ediyor.Türkçeyi değil. Tüm dilleri. Kural tanımıyor. Sen ona uyuyorsun. Sen anlıyorsun yazarı. Yazar oldun oldun. Değilsen zaten onla işin yok. Okuyucu aramıyor Mert Caner, kendisiyle aynı araçta yol alacak yolcu arıyor.. 

Bu arada kendisiyle mesajlaşmamızda sürüyor ve ben çaresiz kadın modunda eski aşkımı anlatıyorum.. Yazdıklarını okuyucuların izni ile anlayışlarına sığınarak burda nakletmem mümkün olmayacaktır. Ancak saatler süren teskin etme çabaları amacına ulaşmayan yazarın son çare olarak siktir et atasözümüzü kullanmak zorunda kaldığını belirtmeden geçmeyelim. Bu son söz seçilmiş çaresizlik modundaki ağlak kadından bi anda beni çıkarır ve gerçek bi merak başlar. Kim lan bu Mert Caner? 

Kalkılır evdeki cihazların en büyüğü açılır. Ve bi tür şok. 35 li yaşlarda olmalı en az dediğim yazar henüz 20 li yaşların başında bir dehadır. Aslında şok değil. Ben yaşanmışlıkların ruhta ve sonsuz hayat düzlemlerinde gerçekleştiğine inananlardanım. Ruhen Mert sonsuzlukta uzun bi yol kattetmiş pek çok hayatı silmiş süpürmüş yenmiş yok etmiş ve dahi yenildikleriyle beraber varolmakta tabi. Orası kesin. 

Edebiyatta yapmaya çalıştığı şeyi, sadece karanlık ruhunun yansıması olarak görenler sanırım müzikte, sinemada ve sanatın diğer dallarındaki son yıllardaki post modern kuralsızlığın kuralları akımlarından bihaber olmalılar. Peki ya yeraltı edebiyatının temsilcilerine benzetilmesi anlaşılabilir mi? Hmm, belki; ancak kesinlikle vurgulamaya, ısrarla vurgulamaya çalıştığım gibi dil, dünya görüşü, cinsellik, müzikal ve psikolojik yaklaşımları ve harmanlamaları eşsiz ve son derece yaratıcıdır. Benzetildiği yazar ve şairleri hayli iyi takip etmiş biri olarak benim objektif gözlemim budur. Özgün olduğu gerçeği ve adı birgün tümden edebiyat dünyasını sarsacaktır. Ve kesinlikle unutulmamalıdır ki yazarın yapmakta olduğu şeyi edebiyat dünyasında dile sonsuz hakim çok nadir bazı debisi yüksek yazarlar başarabilmiştir bu güne kadar. Sadece bu bile, kendisinin edebiyat dünyasındaki yerini belirlemeye yetmektedir.

Peki yazarın bundan sonraki yolculuğu ne yöne gidecektir.. Keşke bilmesek.. Asla bilmesek bugün ne yazıcak. Hangi tabu,kuralı yıkıcak. Kuralsızlık tek kuralı olan deha. Ancak burda beni inciten derinden yaralayan bi gerçeği yeniden hatırlayalımmı yazar?.. Neydi? Kötü sanat her zaman berbat sanatla beraber iyi sanattan fazla kıymet görür ve yayılır beğenilir. Bu bağlamda avangard bi kitlenin seni takip etmesi yazarken bunu hedeflemesende mümkün ve kaçınılmaz görünüyor kanımca tabi. Sabır Yoldaş.

Elif İrem Atakam



0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumlarınızı bekliyorum!