Yalnızlığı anlamaya başlıyor insan, tutamadığı bir zaman gibi..
Bir defa olsun ben yoktum, bir dağın yamacında durup ve susup..
Bir ses geliyor, biriyle konuşuyorum; lakin omuzlarımdaki ölünüz?
Yokluk çekerken yazamadım kendi yalanlarımı..
Günün en karanlık yerinde dururcasına,
Kelimeler bir göz yaşının altındayken yazılmıyor gerçeğin duası..

Meğer durup bir nefes almak gibiymiş yaşanılası hayat..
Şimdilerde hiçbir zaman olmayacağım kadar gerçeğim artık..
Yıllar sonrasına özenle giydirilmiş tek doğrum,
Doğaya hürmet etmeyi saçlarından öğrendim..
Bir Mercan’ın tozlu kıyısında..

Kuşların insanlığın yüzüne sığındığını ellerinden tanıdım,
Akşam olurcasına var olan tüm sevgilerin kıyısındayım..
Bir ihtilalin ortasında, gönlüme söylenmiş bir şarkı.
Dört bir yanı hırpalanmış topraklarını yeşertmeye geldim..

Gecenin en cehennem vaktinde, dalgalar ayaklarıma vururken tanıdım seni..
Yaşama sevincimin kırıldığı yerden kelimelerim gülümsedi sana..
Hafif adımlarla,
Yaraları açık bir kadın gibi sevdin beni..
Bir ceket gibi geleceğine giydin..

Ve artık seni sevmek bir sanattır..

Mert Caner

Bu şarkı da yanına gelsin: https://www.youtube.com/watch?v=A8a6kHQN9BA